Türkiye’de tutanak, Kıbrıs’ta silahlı müdahale…
Türkiye’nin doğusunda Türk bayrağına saldırı oldu. Tepki büyüktü. Herkes aynı cümleyi kurdu.
Kıbrıs’ta bayrağı indirmek isteyeni etkisiz hâle getirdik.
Doğuda bayrağı indireni tespit ettik.
Bu millet tespit değil, karşılık bekliyor.
Yan yana duran bu iki cümle aynı şeyi söylemiyor.
Aradaki fark, bugünün dilini ve gelinen noktayı gösteriyor.
Bayrağı indireni indirmezsen, yarın hedef genişler.
Bayrak sadece devletin değil, bu milletin şerefi ve namusudur.
Kendini ifade etmekten korkan, “sus, başına iş gelir” diyerek konuşmaktan, yazmaktan, eleştirmekten vazgeçmiş bir toplum bu korkunun bedelini ödüyor.
Anlık ödüyor.
Günlük ödüyor.
Geleceğiyle ödüyor.
Bu korku birleştirmiyor, parçalıyor.
Toplum istemediği bir kutuplaşmanın içinde ayakta kalmaya çalışıyor.
Umudunu kaybedenler, vize aldığı anda bavulunu topluyor.
Çünkü burada yarın duygusu zayıflamış durumda.
Kaygı büyüyor.
Tükenmişlik derinleşiyor.
Mesele sadece söz değil.
Adalet korkusu var.
Hak aramak risk sayılıyor.
Ekonomi korkusu var.
Yarını hesaplayamayan insan memleketiyle bağ kuramıyor.
Eşitsizlik derinleşiyor.
Çalışanın değil, yakın olanın kazandığına inanılan bir yerde adalet duygusu kalmıyor.
Güven yok.
Sokakta yok.
Evde yok. Her yer korku dolu.
Eğitim umut üretmiyor.
Liyakat önemini yitiriyor.
Gençler bu ülkede bir hayat kuramayacağını düşünüyor.
Hükümete bağlı televizyonlar haber yapmıyor.
Reklamla süslüyor.
Bu dil rahatlatmıyor, korkuyu büyütüyor.
İnsanlar ekranda kendi hayatını göremeyince çözüm üretildiğine değil, susulmasının istendiğine inanıyor.
Sonunda susmak güvenli, konuşmak tehlikeli hâle geliyor.
Bu sessizlik bir tercih değil, bir savunma.
Bedeli ağır.
İnsanlar ülkeden değil, gelecek fikrinden kopuyor.
Sessiz kalan itiraz etmez.
Yorgun kalan direnmez.
Ama mesele sadece yoksulluk değil.
Daha derin bir eşik var.
Toprak konuşulur hâle geliyor.
Üniter yapı tartışmaya açılıyor.
Bu ülkede elli bin insanın ölümünden sorumlu bir terörist üzerinden meşrulaştırılan söylem sıradanlaştırılıyor.
Dün lanetlenen dil bugün meşru gösteriliyor.
Bu bir kelime meselesi değil.
Bu bir eşik.
Ve o eşik sessizlikle aşılıyor.
Ardından federasyon dili yayılıyor.
Kontrolsüz göç kalıcı oluyor.
Nüfus dengesi bozuluyor.
Birlik duygusu aşınıyor.
Toplum buna alıştırılıyor.
Yorularak.
Korkutularak.
Duyarsızlaştırılarak.
Bu bir yönetim değil, oyalamadır.
Ülkenin bu hâle geldiğini körler, sağırlar
Bile biliyor.!
Herkes farkında, kimse bilmiyor. Çünkü bilmek uykuyu bozar.
Çetin Ay
BWA BAŞKANI
Türk kalmak, tek başına bir duruştur. (Çetin Ay)
Haber merkezi Düsseldorf